Motivasyon
Yazan: admin • Haz 19th, 2009 • Katagori: Rehberlik
MOTİVASYON VE BAŞARI
İnsan yaşamının tamamında motivasyon gücü etkilidir. Bir yazı yazacak olsak, hastaneye, okula, çarşıya, pazara gideceğimiz de içimizde bir ihtiyaç hissi veya güçlü bir istek olur.İhtiyaç,istekler motivasyonun temel enerjisidir. Bunun için daima olumlu düşünerek enerjimizin pozitif olmasına çalışmamız gerekir. Negatif enerjiler ise tıpkı bir topraklama sistemi gibi toprağa verilmesi, olumlu düşünme gücümüzü arttıracaktır.
Negatif enerjilerde nasıl kurtulabiliriz? Önemli olan negatif enerjiyi üretmemektir. Bu ise imkansızdır. Çünkü her şeyi olumlu düşünmek, olumsuzları tamamen düşünce sisteminin dışına çıkarmak polyannacılıktır. Bu ise nevrotik bir tavır olur. Sürekli böyle davranarak yaşamı sürdürmek imkansız olduğuna göre negatif enerjileri motivasyonda kullanmak en iyi yoldur. Başarmak için kaygı duymak negatif enerjidir ama pozitif enerjiyi harekete geçirir. Negatif enerji, pozitif enerjiden fazla olursa aşırı kaygı denilen bir durum ortaya çıkar bu durumda motivasyon denilen hiç bir şey kalmaz ve motivasyonun yerini karamsarlık, depresyon almaya başlar.
Olumlu ve olumsuz düşünce sistemlerini başarı için kullanmak en iyi yoldur. “Ben şu işleri yapamazsam hayatım biter” kaygısı olumlu düşünme gücünü harekete geçirmeli ve sonuca gidecek eylemlerle motivasyon bize güç vermelidir. Yaptığımız işlerin sonuçlarını görmeye başladıkça öz güven artar yeni motivasyon kaynakları oluşmaya başlar.
Motivasyonun üst düzeyde yaşayabilmesi için insanın çevresine uyum gücü yüksek olması gerekir. Sadece başarı tek başına hiçbir şeydir. Siz başarılı olabilirsiniz ama güvenilir kimse olamazsanız bu başarı hiçbir işe yaramayacaktır. Başarının yarısı aslında uyumdur. Uyumlu insan ; çevresine teslim olan insan değildir. Çevrenizdeki tüm insanlarla konuşun, onlardan öğrenilebilecek bir şeyler mutlaka vardır. Ama hep kendi çizginizi beslemenin ve büyütmenin yollarını arayınız. Yani sürekli şu süreç çalışmalıdır. Tez ,antitez ve sentez. Tez: Sizin düşünce sisteminiz ve mevzu ile ilgili görüşlerinizdir. Antitez: Size karşı, sizden farklı düşünenleri görüşleridir. Sentez.: Görüşmelerin ve düşüncelerin karşılıklı etkileşerek yeni bir sisteme dönüşmesidir.Senteze ulaşırken anonimleşme veya karşıya teslim olma tehlikesi hep vardır. Size yabancı düşünceleri özgünleştirme becerileriniz olmalıdır. Bunun anlamı ise değer sisteminde yeni düşünceyi sindirmektir.
Başkalarına teslim olunduğunda ise kişinin yaşam enerjisini oluşturan motivasyon kaybolacaktır. Bu kayıp enerjiyi telafi etmenin yolları ise etek öpme, yalakalık yapma, sempatik ilişkiler adı altında uşaklık yapma, tezgahçılık yapma (grupla hareket mecburiyeti içinde olma),işte bu teslimiyetin sonucunda kişinin varlığı başkalarının rızasına bağlı duruma gelecektir. Bu sakat yaşam biçimi yerine onurlu bağımsız bir yaşam da kişinin motivasyonu her zaman kendinden olacaktır. Bağımsızlık kolay bir iş değildir. Bağımsızlığın bedeli yorulmaktır, severek çalışmaktır, olumlu sonuçlar elde etme mecburiyeti vardır. Yani sıfır hata yönetimi ile tüm başarıya giden süreçlerdeki olumsuzluklar baştan yok edilmelidir.
Bağımsız insan çevresine bağıran çağıran insan tipi sergilemekten özellikle kaçınmalıdır. Sakin ,işini yapabilen,huzuru ,,konuşulacak ve güvenilecek temelleri yaptığı işin sonuçlarında gören kimse olmalıdır.Başarılar kendine özgü plan, proje, marka, ürün, eser şeklinde olacak ki kendinize güven gelsin. Başkalarının emeğine hizmet ederek kendine güvenmek taklitçilikten öteye gidemeyecektir.
İnsanlara karşı yargılayıcı tavırlardan uzak durmak kişisel motivasyonu canlı tutar. Eğer insanları iyi, kötü, siyah, beyaz, çalışkan, tembel, şucu, bucu, şuralı, buralı gibi yargılamalarda bulunsanız bu sizi tarafgirliğe sürükler ve karşı savunmalarla karşı karşıya kalırsınız. Motivasyonunuzun bir kısmını sırf doğru ve gerçek düşünemediğiniz için boşu boşuna harcamış olursunuz. Yaratılanı sev yaratandan ötürü mantığıyla yaklaşırsanız içi boş düşünce yapılarından kurtulur ve doğru düşünürsünüz.
Başarı sadece yüksek motivasyonla değil, motivasyonu koruma yollarını bilme, çevreye uyum, insanların size güvenmesi, sizinle iletişim kurabilecekleri kanalların olması ile sürdürülebilecek durumdur
Motivasyonu açıklayan çok çeşitli düşünceler vardır. Her düşüncenin ifade ettiği varsayımlar farklıdır. Belirli gerekçelerle ileri sürülen düşünceleri belirli gruplar halinde incelemek en doğru yoldur. Her önüne gelenin düşünce ileriye sürmesi, motive edici değildir. İnsanlar ne kadar çok olursa olsun bakış yönleri belirlidir. Bu yönlerin kuvvetli olanları motivasyon düşünceleri, teorileri….oluşturabilir. Çeşitli yaşam biçimleri olduğu için bunlara bağlı hareket tarzı, ihtiyaçlar, ananeler, prensipler, toplumsal ve ahlak kuralları motivasyonu sağlayıcı unsurlar olarak değerlendirilebilir. Bazı kurallar ise evrenseldir. ”Kaybetmeyi ahlaksız bir kazanca tercih et” anlayışı evrensel bir bakış açısı olarak değerlendirilebilir. Şimdi evrensel olarak geçerli olabilecek motivasyonu açıklayan düşüncelerin neler olduğunu görelim.
Yaşam yokuşunu tırmanırken rastladığımız kişilere iyi davranalım çünkü nişte yine onlara rastlayacağız.
(Cicero)
Davranışçı Düşünce: Öğrenme davranışta gösterildiği zaman ölçülebilir, ölçülebilen davranışlar, pekiştirme, klasik, operant şartlanmalarla öğrenilir. Uyarıcılara gösterilen davranışlar ölçülebilir ve hedefe yönelik olursa motivasyonu olumlu etkiler. Hangi davranış ve tutumlar başarıyı getirecektir, neler nasıl ve ne zaman değiştirilmelidir. Bu soruların cevaplarını davranışçı düşünceler açıklar . Davranışçı düşüncelerin temelinde ödül ve ceza sistemi işler. Her iki de başarıyı arttıran unsurlardır. Ödül ceza mantığı eğitim öğretimde sınıfı geçme- sınıfta kalma; üniversiteyi kazanma- kazanamama; İş hayatında kar-zarar; inanç sisteminde cennet –cehennem; duygusal hayatta sevgi-nefret, insan ilişkilerinde güven-güvensizlik şeklinde işlemektedir. Her davranışın yaşamda bir karşılığı vardır. İyi davranışların karşılığı ödüllerdir. Kötü davranışların karşılığı ise cezalardır. Yaşama hangi pencereden bakıyorsanız, görüş alanınıza onlar girer. İstemeden de olsa olumsuz durumlarla karşılaşıyorsanız veya karşılaşmak zorunda iseniz kesinlikle az iletişimle yani mesafe koyarak atlatmaya çalışınız. Sözünde durmayan, verdiği sözü sulandırmaya kalkan, hatalarını; yapmacık şirinliklerle affettireceğini düşünerek kasıtlı hareket eden insanları derhal çevrenizden uzaklaştırmanız gerekir. Çeşitli sıkıntılarını karşısındakine yansıtan insanlar çevresine yararından çok zararı olacaktır. Muhatap olacağınız insanları; çalışkan, dürüst ve yardımsever gibi temel değerleri benimseyenlerden seçiniz.
Kendini üstün görmeye çalışan, şüpheci, tembel, cimri, tutarsız, densiz, …. Özellikleri taşıyan insanlarla olan ilişkilerinizi hemen koparmanız yararınızadır. Çünkü bu insanlar kaliteli insanları çevrenizden uzaklaştıracaktır. nı; yapmacık şirinliklerle affettireceğini düşünerek kasıtlı hareket
İnsana büyüklük veren şey düşüncedir. (Pascal)
Humanistik Düşünce: Hümanizm Maslow’un ihtiyaçlar teorisine dayanır.
Fizyolojik İhtiyaçlar
Güvenlik İhtiyacı
Ait Olma İhtiyacı
Sevme ve Sevilme İhtiyacı
Kendine Saygı Duyma
Kendini Gerçekleştirme
bu ihtiyaçların hangisinde eksiklik varsa davranışlar otomatik olarak ona göre ayarlanır ve harekete geçer. Karnı aç olan kişi karnını doyurmaktan başka bir şey düşünemez , güvenliği olmayan kişi şüphe ve evhamlar içinde kıvranır; bu ihtiyaçlar davranışların ortaya çıkması ve sonuca ulaşmasında enerji görevi üstlenirler.
Kendini gerçekleştirme; insanın var olan potansiyelleriyle karşılaştığı problemleri özgünce çözebilme süreci olarak tanımlanabilir. Bilim, akıl, kültür işbirliği, yaratıcılık, esneklik, empati, eşgüdüm …gibi birçok süreçleri kullanmayı gerektir. Bir anda olup biten, tamam diyebileceğimiz süreçlerin hiç birisi kendini gerçekleştirme değildir. Çoğu insan ömrünü başkalarının yaptıklarını anlamak ve uygulamak için geçirir. Bu maalesef motivasyonu düşük boş geçirilmiş ömürden başka bir şey değildir.
İlim ilim bilmektir
İlim kendini bilmektir
Sen kendini bilmezsen
Ya nice okumaktır.
(Yunus Emre)
Bilişsel Düşünceler: Düşünce, algı, hayal gücü, denetim odağı yaratıcılık, problem çözme, projelendirme, olumlu düşünce yapıları, olumsuz düşünce yapıları, düşünce ve duygu dengesi/dengesizliği, değerler, tutumlar, inançlar motivasyonu etkileyen unsurlardır. Pozitif düşünen insan dışa dönük olurken, negatif düşünen insanlar içe dönük ve karamsar olurlar. Davranışların amaca ulaşıp ulaşmaması aslında altında yatan düşünce ve duygu yapıları ile ilgilidir.
Bir ben vardır, birde benden içeri
(Yunus Emre)
bilişsel yaklaşımı çok güzel ifade etmektedir
İçsel Güdülüme: İlgi,bilge her şey anlamında güdülemedir. Dışsal kazançlardan çok daha etkilidir. Bilgi,beceri, kabiliyet, organizasyon, problem çözme,yaratıcılık, farkındalık gibi unsurlar etkilidir. Bunlar motivasyonu arttırıcı ve başarıyı belirleyen yapılardır.
Umut,inanç,sevgi,çaba sorumluluk, sağlıklı akıl, mantık, mukayese, muhakeme gibi insan bilincinin etkin unsurları motivasyonu arttırır veya azaltır.
Yeterli zekaya sahip olan bir öğrenci üniversite sınavını kazanmaya inanmış ve gerekli çalışmaları yaparsa mutlaka kazanır.
Büyük bir şirket kurmayı hedefleyen kişi yeterli aklı bulduğu anda amacına ulaşır.
Bir Fıkra
Temel-Uyyyyiii Adamın biri bana “sempatik” dedü daaa
Dursun- Ne temekmiş o?
Temel- Pilmiyorum. Ama, her ihtümale karşı vurdum onii.
Sosyal Öğrenme Düşüncesi: Bu düşünce sistemine göre iç ve dış dürtüler karşılıklı olarak motivasyonu oluştururlar. Çevre unsurları, öz yeterlilik, bağımlılık, başarı ve saldırganlık motivasyonun ortaya çıkmasını sağlar.
Motivasyonu Etkileyen Üç Ana Etmenler
Bireyin amacına ulaşma beklentisi
Amacın birey için değeri
Bireyin yapılacak işe yönelik tepkisi
Bilim servetten üstündür. Çünkü sen serveti korursun bilimse seni korur.( Hz Ali)
Bireyin önceki yaşantıları, başkalarının yaşantıları bir işin sonucunu tahmin eder. Beklentiler olumlu ise motivasyon artar. Olumsuz ise motivasyon azalır. Tecrübeler sosyal öğrenme düşüncesine göre çok önemlidir. Bir önceki davranış sonraki davranışı etkiler. Üniversiteye hazırlanan adayın öğrendiklerini kullanarak kendini geliştirmeye çalışması başarıyı attıracaktır. Kişilerin bireysel olarak motivasyon davranışlarının dört özelliği vardır.
· Uyarılmışlık Kaygı: Amaç belirlenmiş, belirlenen amaçlar doğrultusunda öğrenmeler oluşuyor, öğrenme süreçleri negatif olmayan kaygılarla besleniyor.
· İhtiyaçlar: Fizyolojik, psikolojik ve sosyal ihtiyaçların giderilebilmesi için davranış- eylem gerekiyor. Hangi ihtiyaçlar baskınsa buna göre davranışlar şekillenmektedir.
Birbirinin tersi olan şeyler birbirinin ilacı olabilirler. (Hipokrates)
· İnançlar: Bilgi, beceri, istek, yetenek ihtiyaçların giderilmesine yetmeyebilir insan olarak bu ihtiyaçların giderilmesi yönünde inançlarında olması gerekir.
· Amaçlar: Amaç veya hedefler belirlenip, uygun proje davranışları ile gerçekleştirilmeye çalışılır. Kişinin enerji düzeyi, kültürü, okul eğitimi başarı konusundaki aile değerleri son derece önemlidir. Ayrıca kişisel olarak bağımsızlık, öz güven, öz saygı,,öz denetim, sistemlerinin gelişmişlik düzeyi amaçlara ulaşmayı etkileyecektir.
Sevmekten, inanmaktan ve çalışmaktan uzak kalmayın
* Dersleri ayırırken okumaya dayalı Tarih, Edebiyat, Sosyoloji gibi derslere, çalışmanın başında yer vermek uygun olur.
* Birbirine benzeyen dersleri arka arkaya çalışmak zihni yorar. Bu sebeple okumaya dayalı bir dersin arkasından sayısal bir dersin çalışılması yararlı olur.
* Günlük planımız olmalıdır. Çalışma programı içerisinde dinlenmeye, aile ve arkadaşlarla vakit geçirmeye ve hobilere daima zaman vardır.
* Ders çalışmak için her gün belirli bir zaman ayrılmalıdır. Mümkünse her gün aynı saatlerde ders çalışılmalıdır. Zor öğrenilen derslere daha çok zaman ayrılmalıdır.
* Sürekli ders çalışmak hem fiziksel hem ruhsal olarak yorar. Çalışma aralarında dinlendirici serbest zaman uğraşlarına yer vermek bireyi daha uyumlu ve daha başarılı kılar.
* Kaliteli bir çalışma için en uygun süre birer saatlik sürelerdir. 40’ çalışmanın ardından çalışılan konuyu 10’ tekrar etmek tekrardan sonra 10’ dinlenmek faydalı olacaktır. Bunu şöyle formüle edebiliriz:
40’ + 10’ + 10’ = 60’ (1 saat)
* Ders bitmediği halde çalışma isteğimiz azalırsa çalışmaya son VERMEMELİYİZ. Ufak kurallar geliştirip onlara uymalıyız, “3 sayfa daha okuyup kalkacağım” gibi. Ondan sonra ara verip çalışma yerinden ayrılabiliriz.
* İlgimiz ve dikkatimiz azalırsa, çalışmayı bitirince kendimize ödül verme sözü verebiliriz. Örneğin; “Bu bölümü bitirince çay içeceğim” , “Şu 5 soruyu bitirmeden çikolata yemeyeceğim.”
* Okuduklarımızı kendi kelime ve cümlelerimizle ifade etmemiz ÖĞRENDİKLERİMİZİN İYİCE YERLEŞMESİNİ SAĞLAR.
* Çalıştığımız dersle ilgili SINAVDA ÇIKABİLECEK SORULARI TAHMİN ETMEYE çalışabiliriz. Bu şekilde soru üreterek çalışabiliriz.
DERS ÇALIŞMAYA BAŞLAYAMAMAK DERDİNİ NASIL YOK EDERİZ?
Ders çalışmaya başlayabilme davranışı “KARAR VERMEYİ” gerektirir hem de çalışma isteğini beklemeden.
— Öncelikle hedefimizi belirlemiş olmalıyız. Bu hedef GERÇEKÇİ, ÖLÇÜLÜ, ULAŞILABİLİR ve ZAMANA DAYALI olmalıdır.
— Başaracağımıza bütün kalbimizle İNANALIM.
— Yapmamız gerekenleri PLANLAYALIM.
— Programımıza SADIK kalalım.
* Ders çalışma davranışı arttırılmak isteniyorsa, çalışma, HOŞLANILAN BİR İŞLEMDEN ÖNCEYE ALINMALIDIR. Örneğin, bulmaca çözmeden önce çalışmak ya da müzik dinlemeden önce çalışmak. Ancak bu kural hatalı kullanılmamalıdır. Öğrenci çalışmaktan sıkılınca dersi yarıda bırakıp gitmemelidir.
ÖĞRENME İSTEK VE ARZUSUNU TAŞIMAYAN VE ÖĞRENMENİN GEREKLİLİĞİNE İNANMAYAN hiçbir öğrenciye, hiçbir ders aracı, hiçbir öğretmen YARDIMCI OLAMAZ
BAŞARILI OLABİLMEK İÇİN;
o Çok çalışmak değil bilinçli çalışmak
o Amacı net bir şekilde belirlemek
o Hedefe inanmak ve kendine güvenmek
o Amaca uygun şekilde günlük, haftalık, aylık planların yapılması ŞARTTIR.
* İnsan beyni aynı anda birçok uyaranı alabilir ancak dikkatini bir tek noktaya odaklayabilir. Bu nedenle insanın hem müzik dinleyip hem ders çalışması mümkün değildir. İnsan ya müziği dinler ya dersi çalışır. Dahiler bile aynı anda iki işi birden yapamamaktadır.
* Öğrenci çalışmaya başlamadan önce kendine erişebileceği bir hedef seçmeli ve bu hedefi gerçekleştirmeden çalışmayı bırakmamalıdır. Seçeceği hedef öğrencinin kapasitesine uygun olmalıdır.
* Düzenli tekrar yapmak öğrenciyi bütün çalışmayı bir geceye sığdırmaya çalışma zahmetinden kurtarır ve ondan daha kalıcı bir öğrenme sağlar.
* Tekrar şekli; sesli okuma, gözden geçirme, kendi ifadeleriyle anlatma olabilir.
İlk tekrar, öğrenmenin hemen ardından 10 dakika süreyle yapılmalıdır. Bu, 24 saat hatırlamayı sağlar.
İkinci tekrar, öğrenmeden 24 saat sonra 5—10 dakika süreyle yapılmalıdır. Bu, 1 hafta hatırlamayı sağlar.
Üçüncü tekrar, 1 haftanın sonunda yapılır. 1 ay süreyle hatırlamayı sağlar.
Dördüncü tekrar, yaklaşık bir ay sonra yapılır. Bu, çok daha uzun süre, sağlıklı olarak hatırlamayı sağlar.
* Kabul etmek istemediğimiz bir talep için “HAYIR” demeyi öğrenmeliyiz. Bu, hem zamandan tasarruf sağlar hem de o anki çalışma isteğimizi gerçekleştirmiş oluruz. Burada kritik nokta “SANA DEĞİL, İSTEĞİNE ‘HAYIR’ DİYORUM” mesajını karşı tarafa iletebilmektir.
* Yemekten sonra ders çalışmaya başlamadan önce midemize 30 dakikalık bir bekleme süresi tanımalıyız.
YORULDUĞUNUZDA VE SIKILDIĞINIZDA;
1- Derin bir nefes alın (içiniz oksijenle dolsun).
Bunu günde en az 3 kez uygulayıp alışkanlık haline getirin.
2- Vücudunuzu dinlendirin. Basit egzersizler yapın, gevşeyin.
3- Beyninizi rahatlatın. Kimsenin sizi rahatsız etmeyeceği bir yerde oturun veya uzanın. Olumsuz düşüncelerden uzaklaşın. Mutlu olduğunuz ya da olacağınız yerleri ve durumları hayal edin. Geçmişteki başarılarınızı hatırlayarak güç kazanın.
Mehmet Mazhar ÜZER
Psikolojik Danışman
ERZURUM LİSESİ REHBERLİK SERVİSİ